Hayatında en çok; yanlışına doğru diyenden kork!

Aslında hepimizin hayatında dönem dönem olan tiplerdir. Ne zaman hayatımızda bir şeyler iyiye gitmeye başlayınca ortaya çıkarlar. Aslında hep varlardır ama avı görünce avlanmaya başlarlar. Biraz sert giriş oldu belki ama bakalım siz ne düşünürsünüz anlatayım biraz.

İnsan kötü gününe dost buluyor ama iyi gününe genelde dost görünümlüler geliyor. Eksiden beri dile yerleşen kötü gün dostu var ya, işte öyle bir şey yok. Dost iyi günde de kötü günde de olmalı. Genelde sadece iyi günlerde yanınızda bitenlere dikkat edin; şöyle bir taktikleri vardır; sen iyisin, Harika bir iş yaptın, aman boş ver kulak asma kıskanıyorlar, müthişsin vb gibi ego yükselten cümleler kurarlar. Bu durumda EGO’su yükselen kişi savunmasız hale gelir. Söylenen her şeye inanır ve gerçeğe körlük başlar. Asıl önemli kararlar başarı gelince alınmalıdır. Çünkü insan başarılı olduğunda neler kaybedeceğinin hesabını yapamaz. Bir de yanında her şeyine iyi süper diyen birileri varsa tam kör olur. Zaten kötü gününde kaybetmişsindir böyle zamanlarda karara değil duygusal desteğe ihtiyaç vardır. Dost, yanlışı iyi göstermez. Ne yazık ki ünlülerin hayatında böyle tipler çok. Bana ne zaman bir ünlü hayatıyla ilgili başvursa ilk yaptığımız bu tipler ile ilgili farkındalık sağlamak. Ünlüler ne kadar egolu da gözükse saftır, inanmak ister, hayatları sadece ünlerine arkadaş olmuş insanlarla doludur. Bu yüzden zorlanırlar ilişki kurmada. Çabuk açarlar kendilerini. Hemen sırtlarından vurulurlar. Küserler ve çoğu, insana küstükçe daha çok üretir daha çok başarılı olmak ister. İntikam alır gibi olurlar. Zamanla anlarlar yanındakilerinin asıl niyetlerini. Şu sosyal medyanın bir artısı da bu. Herkesin rengini gösteriyor, görebilene. Ünlü isimlerin paylaşımlarına bakıyorum yanlarında bazı tipler. Bu ünsüz şakşakçılar, ünlülerle çektirdikleri fotoların altına; İşte gerçek dostluk. İnsanın yanında böyle biri olunca …. bla bla bla

Aradan kısa bir süre sonra tabi ki dostluğun postu kalmış şekilde, Mevlana’dan, Platon’dan, Freud’tan paylaşımlar.

Bu yüzden herkes dikkat etmeli;

Takdir etmekle övmek arasında uçurum vardır. Öven eninde sonunda sövülecek bir şey bulur. Ama takdir eden, ortaya konulanla ilgilenir. Bu tip insanların amacı; hayatında sadece ben olayım, ben senin tek dostun olayım, benden başkası sana zarar verir. Bu niyette oldukları için gece gündüz ünlülerle olurlar. Hatta onların evlerine yerleşirler, kendi hayatlarından taviz verirler ve bunu yaparken içten içten kendilerinden yedikleri için kin beslerler. Varsa yoksa o ünlünün hayatıdır. Bu içten içe birikim ne zaman kendini gösterir?

Ünlünün her şeyini öğrenip onları kendi zihnilerinde normalleştirdikten sonra. Bazen de ünlü kendine bir sevgili yapınca, bu tiplerle paylaşımı azaltır. Genelde bu tipler hakkında uzaktan bazı insanlar uyarıda bulunur. Ama dinlemezler.

Hepimizin hayatında olurlar, geçicidirler. Sizden gidip başkalarına yapışırlar. Onlar da sizi çekiştirir sizin özelinizi anlatırlar. Her yerde bir süreliğine primleri vardır.

Eeeee nasıl geçinir bunlar? Ne iş yaparlar?

Genelde babadan kalma mal, para, ya da orta halli bir durum, ona buna hesap ödetme, rahat bir iş hayatı ya da zengin sevgili…

Adlarını siz koyun ve kendi geçmişinize bir bakın bakalım.

Onlar şimdi neredeler?

2 thoughts on “ÜNLÜLERİN ÜNSÜZ ŞAKŞAKÇILARI”

    • ülkü
    • posted on 3 May 2017

    ‘Bunu zaman zaman bizler de yapiyoruz.O kadar çabuk arkadaş,dost olabiliyoruz ki bir anda bütün sirrimizi,içimizi dokuyoruz. Tanimadan once guveniyoruz.Sonra kötü olunca vay halimize.Sirrimizi döküyor dost zannettiklerimiz.Önce kendimize saygi duymaliyiz ki karsi taraf da haddini bilsin.Duracagi yeri bilsin.Zamanla öğretiyor zaten zaman söylemekle olmuyor,taa ki biz öğrenene kadar..

    • dursune
    • posted on 9 April 2018

    yazdıklarınız o kadar doğru ki her cümlede aa evet aynı benim hayatımda olanı anlatmış diyorum ama şu soru da hep aklımın bir köşesinde yer etmiş vaziyette: bizler uzmanların anlattıklarından hayatımıza pay biçip farkındalığa varabiliyoruz ve bu farkındalığa erişebilenlerin sayısı çokken neden hâlâ kendimize bir yol çizemiyoruz neden kendimizi düzeltemiyoruz? ve neden hâlâ güç gösterileri hakim bunu anlayamıyorum.

Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*