Aç ekranı her kanalda birbirilerinden farklı formüller veren diyetisyenler, kafayı gezegenlere kaptırmış astrologlar, mutlu pasta tarifi veren aşçılar, cenneti anlatan din adamları, kas ve ruh gevşeten pilatesçiler, say say bitmez. Neden hala mutlu olamadınız?

En azından birini sürekli denediğinizi düşünürsek ne işe yaradı?

Kocasından ayrılan kendisi pilatese, karısından ayrılan fitnessa, işini kaybeden aşçılığa derken herkes bir bitişten sonra bir yere atıyor kendini. İyi güzel ama bunlar mutlu etmez ki, bunlar can sıkıntısına iyi gelen hazlardır. Beden için yapılan eylemler ruhu ve aklı beslemez. O anlar sadece sizi sıkan şeyleri düşünmediğiniz için iyi gelir zannedersiniz. Ama insan zamanı doldurmak değil zamanı anlamak derdinde olmalı. İlişkilerin süresi kısalıp partner sayısı artıkça her ayrılıkta spor salonları dolacak. Herkes aşçılık eğitimi almış olacak. Hadi ne zararı var diyebilirsiniz ama bunlar yapılırken neden aklını başına almaz insan? Neden daha soğuk felsefeler yapmaz insan? Neden kadın erkek değil de insanı sorgulamaz insan? Neden aşk aşk diye delirircesine yaşamak yerine aşkı tanımaz insan? Neden kazık yedim deyip acı dağıtacağına adaleti araştırmaz insan? Neden böyle oluyor diyeceğine hayatın matematiğini çözmez insan? Neden mi?

Diğerleri somuttur yapar, anında karşılığını alır ve iyileşti zanneder. Ama akıl geliştirme yolculuğu başladığında hemen cevap gelmez. Uzun vadede düşünmek gerektiği için tercih edilmez. Hindistan’a gider ama gelince yine unutur, dünyayı gezer gelir hepsi anıda kalır üzülür. Daha çok kazanır bu sistem. Ama insan uzun vadede kaybeder. Çok güzel ya da yakışıklı, çok zengin ya da network sahibi olabiliriz, reiki, fengsuhi, melek kartı, astroloji, meditasyon öğrenebilirsin ama bunlar geçer. Dikkat et hep yerlerine ismi değiştirilmiş başka bir şey geliyor. Antidepresanların isimlerini değiştirip piyasaya sürmek gibi. Plasebo etkisi.

O zaman toplu halde akla gitmek, akla gidebilmeyi düşünmek gerekiyor.

Akıl evrensel bir zemin, her şeyin kavrama gelmiş boyutu. Hiçbir durum acı ya da haz vermiyor hepsine yorum getiriyor zihin.

Bir başkasına akıl verdiğin anı düşün, genelde aynı aklı, acı kendine geldiğinde veremezsin. İşte o durumda olabilme hali. Neden pilatesçiler boşanmış, reikciler bekar, astroloji ile uğraşanlar geçmişlerinde sık sık darbe yemiş insanlar? Hepsi bir acıdan zirveye çıkma arzusunda olmuş. Evet acı şart ama o acıdan para kazandıran mesleğe ulaşmak; akıla değil duyguya hizmet. O yüzden bunları anlatanlar anlattıklarını tam olarak yaşayamazlar. Bilgi sahibi olmak, akla ulaşmak başkadır. O boyutta bunu satma derdin olmaz. Onu yaşama derdin olur. Bu sebepten dolayı akla götürenler sizden kazanç elde etmezler. Kitaplar, araştırmalar, felsefeciler, alimler ama gerçek olanlar, hakikati bulanlar. Siz bir araştırın onları.

Not; popüler değillerdir. Yaşarken deli diye çağrılmış öldükten sonra anlaşılmış olanları daha değerlidir.

Başla bir yerden sonunu düşünme yok, bitmeyen bir yolculuk, sık sık bilgi gelip seni şok edecek hazır ol, sonra yalnız kalacaksın, herkesle anlaşamaz hale geleceksin sabret, dünyadan azalacaksın dikkat et. Ama bir yerden azalmadan diğerinde yükselemeyiz. Anahtar elinde, hemen açmayı deneme. Çünkü anahtar değil doğru kapı önemlidir.

1 thought on “SEN HALA MUTLULUK ANAHTARINI BULAMADIN MI?”

    • ülkü
    • posted on 2 May 2017

    Akla gitmekse doğru kapiya giden yol,o zaman bize de okuyup öğrenmek düşüyor.Kendini bulup tamamlamaksa önemli olan,simdiden yola çıkanlara ne mutlu! Mutluluk anahtarı ellerinde!

Comment

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*